Motivasyonu Beklemek Yerine Küçük Bir Adımla Başlamak
- Fuat Can Çalışkan
- 15 saat önce
- 7 dakikada okunur
Bazen yapılacak şey bellidir ama başlamak mümkün değilmiş gibi gelir. Bir telefon açmak, kısa bir yürüyüşe çıkmak, masanın üzerini toparlamak ya da uzun süredir ertelenen küçük bir işi tamamlamak gözümüzde büyüyebilir. Böyle anlarda çoğumuz önce motivasyonun gelmesini bekleriz. “Biraz daha iyi hissedince başlarım” diye düşünürüz. Ancak motivasyonu beklemek, özellikle günler birbirine benzemeye başladığında, hareketsizliği uzatan bir döngüye dönüşebilir.
Bu döngünün zor yanı şudur: Daha az şey yaptıkça başarı, yeterlilik ve keyif hissedebileceğimiz deneyimler de azalır. Günün sonunda “Bugün de hiçbir şey yapamadım” düşüncesi belirir. Bu düşünce enerjiyi daha da düşürür ve ertesi gün ilk adımı atmak biraz daha güçleşir. Böylece insan yalnızca bir işi ertelemiş olmaz; kendisini canlı, etkili ve hayatın içinde hissettirebilecek fırsatlardan da uzaklaşabilir.
Davranışsal aktivasyon yaklaşımının temel fikri oldukça insani ve pratiktir: Her zaman önce isteğin gelmesini beklemek zorunda değiliz. Bazen küçük bir hareket, isteğin ve duygusal değişimin önünü açabilir. Buradaki amaç kendimizi zorla yoğun bir programa sokmak değildir. Amaç, hayatı yeniden hareketlendirecek kadar küçük, belirli ve uygulanabilir adımlar seçmektir.
Hareketsizlik kendi kendini nasıl besler?
Bir etkinlikten uzak durduğumuzda kısa süreli bir rahatlama hissedebiliriz. Yapılacak işle, olası başarısızlıkla ya da yorgunlukla o anda karşılaşmamış oluruz. Fakat bu rahatlama çoğu zaman kalıcı değildir. Zaman geçtikçe tamamlanmamış işler birikir; başarma ve keyif alma fırsatları azalır. Ardından suçluluk, yetersizlik ya da umutsuzluk içeren düşünceler daha görünür hâle gelebilir.
İnsan zihni henüz yaşanmamış bir etkinliğin sonucunu kesinmiş gibi tahmin edebilir: “Çok yorulacağım”, “Hiç keyif almayacağım”, “Bunu beceremem”, “İnsanlar benimle vakit geçirmek istemez” ya da “Zaten hiçbir şey fark yaratmaz.” Bu düşünceler ortaya çıktığında geri çekilmek anlaşılır görünür. Ne var ki etkinlik yapılmadığında tahminin doğru olup olmadığını görme imkânı da ortadan kalkar.
Bu nedenle ilk hedef büyük bir değişim yaratmak değil, döngüye küçük bir deney eklemektir. On dakikalık bir yürüyüş, tek bir çekmeceyi düzenlemek ya da bir arkadaşınıza kısa bir mesaj göndermek bütün günü değiştirmek zorunda değildir. Yine de “Hiçbir şey yapamam” düşüncesinin karşısına yaşanmış, somut bir veri koyabilir.
Küçük adım neden küçümsenmemeli?
Zorlandığımız dönemlerde geçmişte kolayca yaptığımız işler bile daha fazla çaba gerektirebilir. Buna rağmen kendimizi en iyi olduğumuz dönemle karşılaştırırsak attığımız adım gözümüze değersiz görünür. “Eskiden daha fazlasını yapardım” düşüncesi, bugünkü emeği siler. Oysa daha adil karşılaştırma, bugünkü adımı hiç başlamadığımız noktayla yan yana koymaktır.
Örneğin bir zamanlar bir saatte tamamladığınız bir işe bugün yalnızca on dakika ayırmış olabilirsiniz. Bu, eski performansınızın altında kalabilir; fakat sıfır dakikadan on dakikaya geçmek yine de gerçek bir harekettir. Küçük adımlarla başlamak, kapasitenizi küçültmek anlamına gelmez. İçinde bulunduğunuz koşulları hesaba katarak yeniden hareket alanı açmak anlamına gelir.
İlk adımın küçük olması ayrıca yükü azaltır. “Evi toparlayacağım” belirsiz ve geniş bir görevdir. “Saat 18.00’de masanın üzerindeki kâğıtları on dakika boyunca ayıracağım” ise ne zaman başlayacağınızı, ne yapacağınızı ve ne kadar sürdüreceğinizi belirler. Belirlilik, işe başlamadan önce zihinde oluşan sisin bir bölümünü dağıtır.
Başarı ve keyif dengesini gözetmek
Günlük etkinlikler aynı ihtiyaca hizmet etmez. Bazıları bir işi tamamladığımızı, sorumluluk aldığımızı ya da bir beceri kullandığımızı hissettirir. Bazılarıysa dinlenme, yakınlık, merak veya keyif sağlar. Dengeli bir plan, yalnızca görevlerden ya da yalnızca oyalanmalardan oluşmaz; hem başarı hem de keyif ihtimaline yer açar.
Başarı sağlayan bir etkinlik çok büyük olmak zorunda değildir. Bir e-postayı yanıtlamak, bulaşıkları yerleştirmek, kısa bir çalışma bölümünü tamamlamak veya ertesi gün için çanta hazırlamak da bu gruba girebilir. Keyif veren etkinlik ise sevdiğiniz bir müziği dinlemek, açık havada birkaç dakika geçirmek, sıcak bir içecek hazırlamak ya da size iyi gelen biriyle konuşmak olabilir.
Bazen bir etkinlik her iki alana da dokunur. Yemek hazırlamak hem bir sorumluluğu tamamlamanın verdiği yeterlilik hissini hem de lezzet, yaratıcılık veya paylaşma keyfini barındırabilir. Önemli olan, etkinliğin dışarıdan ne kadar önemli göründüğü değil, sizin gününüzde hangi işlevi gördüğüdür.
Programınız zaten fazlasıyla doluysa çözüm daha fazla görev eklemek olmayabilir. Sürekli koşuşturmak da insanı keyif ve dinlenme fırsatlarından uzaklaştırabilir. Böyle bir durumda davranışsal aktivasyon, bazı işleri azaltmayı, sınır koymayı veya plana gerçek bir mola eklemeyi gerektirebilir. Harekete geçmek her zaman daha çok yapmak demek değildir; bazen daha dengeli yapmak demektir.
Tahmini bir gerçek gibi değil, sınanabilir bir düşünce gibi ele almak
Bir etkinliğe başlamadan önce zihniniz güçlü bir tahminde bulunabilir: “Bundan hiç hoşlanmayacağım.” Bu tahmini tartışarak değiştirmeye çalışmak yerine küçük bir deneme yapabilirsiniz. Etkinlik öncesinde ne kadar keyif veya başarı hissedeceğinizi kabaca tahmin edin. Ardından etkinlik bittikten sonra gerçekte ne yaşadığınıza bakın.
Sonuç beklediğinizden çok daha iyi olmak zorunda değildir. Bazen fark küçüktür: Keyfin sıfır olacağını düşünürken hafif bir rahatlama fark edebilirsiniz. Ya da hiç tamamlayamayacağınızı düşündüğünüz bir işin yalnızca ilk bölümünü bitirebilirsiniz. Küçük değişimler kolayca gözden kaçar; bu nedenle önceden yapılan tahmin ile yaşanan deneyimi karşılaştırmak yararlı olabilir.
Tahmininiz tamamen doğru da çıkabilir. Yürüyüş keyif vermeyebilir veya yaptığınız iş beklediğinizden zor olabilir. Bu da işe yarayan bir bilgidir. Ama artık kararınız yalnızca korkutucu bir varsayıma değil, doğrudan deneyime dayanır. Bir sonraki adımı küçültebilir, zamanı değiştirebilir ya da farklı bir etkinlik seçebilirsiniz.
Etkinlik sırasında devreye giren iç ses
Bazen sorun yalnızca başlamadan önceki düşünceler değildir. Bir işi yaparken de zihnimiz deneyimin olumlu tarafını görünmez kılabilir: “Berbat yapıyorum”, “Bunu çok daha önce bitirmeliydim”, “Daha ne kadar çok iş kaldı” ya da “Bunu yapmış olmak sayılmaz.” Böyle cümleler, gerçekten gösterilen emeği ve ortaya çıkan küçük ilerlemeyi gölgeler.
Bu noktada kendinize boş bir övgü vermeniz gerekmez. Daha gerçekçi bir cümle yeterlidir: “Başlamak bugün zordu ve yine de on dakika ayırdım.” Burada takdir edilen şey kusursuz sonuç değil, koşullara rağmen gösterilen çabadır. Emek görünür hâle geldiğinde, bir sonraki adım için daha sağlam bir zemin oluşabilir.
Kendinize kredi vermek sorumluluktan kaçmak değildir. Tam tersine, neyin işe yaradığını fark ederek sürdürme olasılığını güçlendirmektir. Bir davranışın ardından yalnızca eksiklere bakarsak, o davranışı tekrarlamak için çok az neden kalır. Yapabildiğimiz kısmı görmek ise gelişimin devam edebileceğini hatırlatır.
Uygulanabilir bir başlangıç planı
İlk olarak son birkaç gününüzü genel hatlarıyla gözden geçirin. Zamanınızın hangi bölümlerinde hareketsizlik, amaçsız oyalanma ya da aynı düşüncelerin içinde dönüp durma artıyor? Hangi saatlerde küçük bir etkinlik eklemek daha gerçekçi görünüyor? Amaç günü yargılamak değil, mevcut örüntüyü tanımaktır.
Ardından başarı veya keyif sağlayabilecek birkaç küçük seçenek yazın. Seçeneklerin size uygun olması önemlidir; başkasının anlamlı bulduğu bir etkinlik sizde aynı etkiyi yaratmayabilir. Listenizde hem sorumluluk hem dinlenme, hem yalnız yapılabilecek hem de bağlantı kurmayı sağlayacak seçenekler bulunabilir.
Sonra yalnızca bir etkinliği belirli bir zamana yerleştirin. “Yarın hareket ederim” yerine “Yarın öğle yemeğinden sonra on dakika dışarıda yürüyeceğim” gibi açık bir plan yapın. Başlangıç eşiğini düşük tutun. On dakika fazla geliyorsa beş dakikayla başlayın. Planın küçük olması, onun önemsiz olduğu anlamına gelmez; uygulanabilir olduğu anlamına gelir.
Etkinlikten önce başarı ve keyif beklentinizi ayrı ayrı düşünün. Bitirdikten sonra gerçekte ne olduğunu fark edin. En küçük değişimi bile hesaba katın. Son olarak, sonuca bakmaksızın gösterdiğiniz çabayı adlandırın. Bu kısa değerlendirme, sonraki planınızı daha gerçekçi kurmanıza yardımcı olabilir.
Motivasyon bazen hareketin ardından gelir
Motivasyonu beklemek ilk bakışta mantıklı görünür; çünkü eyleme geçmenin istekli hissettiğimizde kolaylaştığını biliriz. Fakat istek her zaman başlangıçta bulunmaz. Bazen hareket ettikten sonra, bir şeyin sandığımız kadar zor olmadığını gördüğümüzde ya da küçük bir yeterlilik hissi yaşadığımızda belirir.
Bu yüzden kendinize “Bugün her şeyi nasıl düzeltebilirim?” diye sormak yerine “Şu anda atabileceğim en küçük, belirli adım ne?” diye sorabilirsiniz. Bu soru büyük beklentinin baskısını azaltır ve dikkati kontrol edebileceğiniz bir davranışa yöneltir. Bir adım bütün yolu bitirmez; fakat bulunduğunuz yerle gitmek istediğiniz yön arasındaki ilk gerçek bağlantıyı kurar.
Bazı günler küçük adım beklediğiniz rahatlamayı getirmeyebilir. Bazı günlerse etkisi ancak birkaç tekrarın ardından fark edilir. Burada amaç kendinize bir sonuç zorlamak değil, hareketsizliğin kapalı döngüsüne nazik ve ölçülü bir alternatif oluşturmaktır. Bugünkü kapasitenize uygun bir adım, yarınki adımın mümkün olmasına katkı sağlayabilir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı, psikolojik danışma ve eğitim çerçevesinde farkındalık kazandırmak ve gündelik yaşam becerilerine ilişkin genel bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez; belirli bir sonuç vadetmez. Her bireyin yaşantısı kendine özgüdür. Sağlık alanında değerlendirme gerektiren durumlarda yetkili sağlık kuruluşlarına başvurulması uygundur.
Kaynakça
Alber, C. S., Krämer, L. V., Rosar, S. M., & Mueller-Weinitschke, C. (2023). Internet-based behavioral activation for depression: Systematic review and meta-analysis. Journal of Medical Internet Research, 25, e41643.
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond (2nd ed.). Guilford Press.
Cuijpers, P., Ciharova, M., Tong, L., Liu, Y., Sprenger, A. A., Miguel, C., Karyotaki, E., & Harrer, M. (2026). Behavioral activation for depression: A comprehensive systematic review and meta-analysis. Clinical Psychology Review, 128, 102783.
Furukawa, T. A., Imai, H., Horikoshi, M., Shimodera, S., Hiroe, T., Funayama, T., Akechi, T., & FLATT Investigators. (2018). Behavioral activation: Is it the expectation or achievement, of mastery or pleasure that contributes to improvement in depression? Journal of Affective Disorders, 238, 336–341.
Haakana, R., Rosenström, T., Parkkinen, L., Tuomisto, M. T., & Isometsä, E. (2024). Effectiveness of an add-on brief group behavioral activation treatment for depression in psychiatric care: A randomized clinical trial. Frontiers in Psychiatry, 15, 1284363.
Hoyer, J., Hoefler, M., & Wuellhorst, V. (2020). Activity and subsequent depression levels: A causal analysis of behavioural activation group treatment with weekly assessments over 8 weeks. Clinical Psychology & Psychotherapy, 27(3), 330–336.
Lee, E., Han, Y., Cha, Y. J., Oh, J.-H., Hwang, N.-R., Seo, H.-J., & Choi, K.-H. (2022). Community-based multi-site randomized controlled trial of behavioral activation for patients with depressive disorders. Community Mental Health Journal, 58(2), 343–355.
Oates, L. L., Moghaddam, N., Evangelou, N., & das Nair, R. (2020). Behavioural activation treatment for depression in individuals with neurological conditions: A systematic review. Clinical Rehabilitation, 34(3), 310–319.
Pott, S. L., Delgadillo, J., & Kellett, S. (2022). Is behavioral activation an effective and acceptable treatment for co-occurring depression and substance use disorders? A meta-analysis of randomized controlled trials. Journal of Substance Abuse Treatment, 132, 108478.
Simmonds-Buckley, M., Kellett, S., & Waller, G. (2019). Acceptability and efficacy of group behavioral activation for depression among adults: A meta-analysis. Behavior Therapy, 50(5), 864–885.
Tarsuslu, S. (2024). Üniversite öğrencilerinin tükenmişlik, sosyal destek ve psikolojik iyi oluşları ile istemsiz erteleme eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 34(3), 1421–1434.
Uçar, H. (2020). Uzaktan eğitimde akademik erteleme davranışını ve akademik erteleyicileri anlamak. Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi, 6(3), 40–55.
Uphoff, E., Ekers, D., Robertson, L., Dawson, S., Sanger, E., South, E., Samaan, Z., Richards, D., Meader, N., & Churchill, R. (2020). Behavioural activation therapy for depression in adults. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2020(7), CD013305.
Yıldızer, G., Eren, G., & Sönmez, S. A. (2023). COVID-19 pandemisi sırasında erteleme davranışı ile fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi. Uluslararası Bozok Spor Bilimleri Dergisi, 4(1), 1–16.



Yorumlar